Yatırımcılar Tereddütlü

Haberler23 Aralık 2020
457 OKUNMA
Paylaş

Türkiye’nin mevcut piyasalar için iki bilinmeyenli denklem haline geldiğini kaydeden Vahap Munyar, piyasaların tersine yapılan açıklamalar sonucunda yabancı yatırımcı için Türkiye ekonomisinin öngörülemez olduğunu kaydetti.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 10. Online ve 2020 yılının son toplantısının konuğu, Dünya Gazetesi Yazarı & Genel Koordinatörü Vahap Munyar oldu. 2020 yılının kısa değerlendirmesi ile 2021’den ekonomik beklentileri içeren ‘Virüslü 2020 Biterken, Covid-19 Aşılı Yıla Girerken” konusunun konuşulduğu toplantı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “2020’nin Ocak ayında yüz yüze başladığımız, pandemi süreciyle beraber online olarak devam ettiğimiz son toplantımızda birlikteyiz. Özellikle Mart ayından sonra hayatımızda, toplumsal alışkanlıklarımızla beraber çok şey değişti. Özellikle ekonomide çok zor günler yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz” dedi.

‘2021 YILININ İYİ GELMESİNİ UMUT EDİYORUM’

Belirsizliğin her şeyin önüne geçtiğini kaydeden Başkan Akıncı, “2020’nin ilk çeyreğinde ekonomistlerin de belirttiği üzere ivme kazanan ekonomimiz pandemiyle beraber Mart ayından itibaren abondene oldu. Üyelerimizle yaptığımız anketimizde de bir numaraya ekonomide belirsizlik oturdu. Bunları yaşarken, aşı söylentileri çıktı, ümitler biraz yeşermeye başladı. Çok sevdiğim bir söz var piyasa beklentiyi satın alır diye, işin gerçeği bununla biraz umutlandık. Bir noktada tünelin ucundaki ışık mı diye düşündük. Bunları düşünürken yaklaşık bir haftadır gündemimize İngiltere’de başlayan Covid-20 söylentileri çıktı. Korkarım ki bu gerçek olduğu sürece dünya ekonomileri ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri ne olur düşünmek bile istemiyorum” diye konuştu. Yeni yıl dilekleriyle konuşmasına son veren Başkan Akıncı “Bu vesileyle yeni yılda sevdiklerinizle ve ailelerinizle beraber önce sağlık, mutluluk, başarı ve keyif diliyorum. 2020 bizlerde çok kötü anılar bırakacak, 2021’nin her şeyden önce dünyaya, ülkemize ve şehrimize iyi gelmesini umut ediyorum” dedi.


PİYASALARIN TERSİNE AÇIKLAMALAR

2020 yılına yönelik değerlendirmeleriyle söz başlayan Dünya Gazetesi Yazarı & Genel Koordinatörü Vahap Munyar, 2020’ye giden sürecin 2018’in ikinci yarısında başladığına dikkat çekerek, “Türkiye uluslararası piyasalar için iki bilinmeyenli bir denklem haline geldi. Birincisi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin nasıl işleyeceğini başta Cumhurbaşkanı olmak üzere kimse tam anlamıyla bilmiyor. Sistemi hala oturtamadılar. Dolayısıyla dışarıdan bu siyasi sistemin yansımaları öngörülemiyor” dedi. İktidarın siyasi istikrar var söyleminin dış dünyada karşılığının olmadığına işaret eden Munyar, “İkinci bilinmeyen denklem, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Berat Albayrak’ın gelmesi. Bunula beraber uluslararası piyasalarda yabancı yatırımcılar için bilinmeyen bir denklem oluştu. Ak Parti’nin ilk dönemlerinden itibaren Türkiye ekonomisinde önemli rol oynayan isimler Ali Babacan, Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı olarak Naci Ağbal’dı. Hem yerli yatırımcı hem de yabancı yatırımcı açısından hangi adımları atabilecekleri öngörülüyordu. Berat Abayrak’ın neler yapacağını kimse çok fazla tahmin etmiyor ve bilemiyordu. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte verdikleri mesajlar hep piyasaların akışının tersine adımlar atılacağına yönelik sinyallerdi ki bu adımları sonradan gerçekten de attılar” dedi.

DIŞ SALDIRIYA BAĞLAMAK DOĞRU DEĞİL


Yaşanan süreçte yabancı yatırımcının Türkiye’ye tereddüt ederek baktığını belirten Munyar, kur dalgasıyla daha da kötü hale gelindiğini belirterek, “Bunların üzerine de ‘Türkiye ekonomisine dış saldırı var’ söylemi yaygınlaştı. Evet, Donald Trump’ın sonradan attığı ‘ekonominizi mahfederim’ tweetleri belki bu söylemi belli ölçüde doğrulayabilir ancak tamamını dış saldırıya bağlamak çok mantıklı değil. Önce siz kendi içinizde doğru adımlar atarsanız, doğru hareketler yaparsanız, dış saldırı olsa bile onu daha sakin ve az hasarla atlatmanız mümkün olabilir” dedi. Geçmiş yıllarda ekonomide doğru adımlar atıldığında ivme kazanıldığını dile getiren Munyar, Sadece dış saldırı var söylemleri ortaya atıp, bir de üstüne ülkemize sıcak ya da kalıcı kaynak getiren uluslararası finans kurumlarını da çok sıklıkla isim de vererek, banka isimleri vererek kamuoyu önünde suçladık, tehdit ettik. Mesela Berat beyin görev döneminin sonunda da bazı bankalara ceza verdik diyerek açıklama yaptılar. Geçmişte de cezalar verildi, verilmesi de lazım eğer yanlış bir şeyler varsa yerli de yabancı da olsa hak ettiği cezayı almalı. Ancak bunu kamuoyuna çok fazla ilan ederseniz, düşmanca bir tavır içine girmiş olursunuz. Halbuki onların getireceği paraya ihtiyacınız var sizin, olmasa çok daha kolay işiniz” diye konuştu.

ELİMİZDEKİ CEPHANEYİ TÜKETTİK

Bütün Dünya’da, ülkelerin halen devam eden, vatandaşlarına, şirketlere ve kurumlara açtığı paketlere göre Türkiye’nin bu konuda sınırlı kaldığına dikkati çeken Munyar sözlerini şöyle sürdürdü; “2018 yılındaki dalga boyu kur hareketlerinden bahsettik, şundan dolayı, ülkemiz 11 Mart 2020’de ilk vakanın açıklanmasıyla beraber, Dünya’nın Covid-19 krizine maruz kaldığı şekilde elindeki cephaneyi önemli ölçüde tüketmiş halde girdi. Ayrıca yine ısrarla Berat Bey ve ekonomi yönetimi, piyasaların tersi yönündeki hareketlerini sürdürdüler. Dolayısıyla bu, Türkiye’nin reytingine de olumsuz yansıdı. Yavaş yavaş ülke kredibilitesinin riskini gösteren CDS puanlarımız 500’ün üzerine neredeyse 600’e kadar geldi. Yani Türkiye dışarıdan çok kolay bir şekilde borçlanma şansını ortadan kaldırdı. Bu ortam bildiğiniz gibi döviz kurlarını da tetikledi, Dolar 8 TL’nin, Avro 10 TL’nin üstünü gördü.” Ciddi miktarda döviz satışı yapıldığını belirten Munyar, “Doların ateşini söndürmek için kimi tezlere göre 100 milyar Dolar civarında bir kısmı da altın olmak üzere döviz rezervi erimesi oldu. Söylentilere göre tartışmayı çıkartan şey de 19 ton altının satışı ve bunu da Cumhurbaşkanı’nı doğru bir şekilde bilgilendirmeden yapmaları. Bu herkes tarafından konuşulan bir durum” dedi.


REKABETÇİ KUR

Döviz satarak kur frenlemeye çalışıldığının altını çizen Munyar, “Kuru frenleyemeyince de rekabetçi kur uyguluyoruz diyerek savunmaya geçtiler. Rekabetçi kur ihracatımız ve Türkiye’nin dışa açılması için çok önemli. Nitekim o günlerde konuştuğumuz birçok iş insanı, Türkiye yüzde 30-40 düzeyinde aşırı rekabetçi bir düzeye geldi. Yakın dönemde çimento sektörüyle online bir toplantı yaparken bir ihracatçımız örnek verdi. ABD’ye ihracat yapıyoruz dedi tonu 30 Dolar’dan, ABD’de çimentonun tonu o sırada 100-110 Dolar. Şimdi buradan ABD’ye çimento gibi bir ürünü 30 Dolar’a satmanın neresi rekabetçi olabilir. Mümkün olabilir mi? Tersine Türkiye hemen hemen her sektörde dünyanın en ucuzu haline geldi. İşçiliğimiz bile Çin’den ucuz hale geldi” diye konuştu. Tüm Dünya’nın krizde olduğu bir dönemde ihracat hedeflerinin gerisinde kalınmasının normal olduğunu kaydeden Munyar, “Böyle bir dönemde neden bizim ihracatımız hedeflendiği gibi 250 milyar dolara çıkmadı diye sorgulayamayız ama rekabetçi kur uyguluyoruz savunmasıyla biz bakın ihracatı tetikliyoruz derseniz o zaman niye 200 milyar Dolar’a 210 milyar Dolar’a çıkmıyor tartışmasını başlatmış olursunuz” dedi. Türkiye’nin kendi kaynaklarının yetersiz olduğunu dile getiren Munyar, “Şunu unutmayalım, Türkiye’nin istikrarlı bir büyüme yakalaması için mutlaka dışarıdan gelecek paraya, kaynağa ihtiyacı var. Tasarruflarımız hep milli gelirin yüzde 12'si. Bizim büyümemizi tetikleyecek bir tasarrufumuz yok. Her ne kadar Karadeniz’de keşfedilen doğalgaz bizi sevindirse de henüz devreye girmiş, bizi yukarıya taşıyacak bir doğal kaynağımız da yok. Demek ki böyle bakınca da Dünya’nın tersine, özellikle uluslararası para piyasaları açısından hareket etme şansımız ve lüksümüz de yok” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 



457 OKUNMA
Paylaş
Etiketler
Antalya’da olan biten tüm etkinliklerden ilk önce sen haberdar ol!