Antalya'da Aralık Ayında Mutlaka Gidilmesi Gereken Yerler

Şehrini Tanı01 Aralık 2020
28.6B OKUNMA
Paylaş

 "Antalya'da Aralık ayında nereye gidilir?" diyenlerdenseniz şanslısınız. Çünkü tam da aradığınız listeyi sizler için hazırladık bile.

İbradı Ormana

Antalya şehir merkezinden Toros Dağları’nın arasına uzanan bir yolculukla gidiliyor İbradı Ormana Köyü’ne. Doğa ile iç içe olmak istediğiniz zamanlarda hafta sonu gidilecek en güzel yerlerden biri Ormana Köyü. Kış aylarında kar yağışı alan İbradı'da küçük pansiyonlarda konaklama imkanınız var. El değmemiş doğası ile size huzur dolu bir hafta sonu sunuyor.

Adam Kayalar

 Manavgat Köprülü Kanyon Milli Parkı'nda St. Paul yolu üzerindeki 'Torosların Peribacaları', 'Avatar Diyarı', 'Antalya'nın Kapadokya'sı gibi benzetmeler yapılan 65 milyon yaşındaki 'konglomera' kayalarından oluşan Selge Antik Kenti çevresini mutlaka keşfetmelisiniz. Boyu 10 ile 70 metre arasında, şekil olarak ayakta duran insanı andırdığı için Adam kayalar olarak adlandırılan kayalar, muhteşem orman manzarasıyla ziyaretçilerini ağırlıyor. Pisidya topluluğunun önemli merkezlerinden birisi olan 1250 rakımdaki Selge Antik Kenti ile Kestanelik arasındaki servi, ceviz ve kestane ağaçları arasında yükselen fantastik görüntüleriyle her mevsim görülmeye değer Adam Kayalar.

 

Kaş Antiphellos Antik Tiyatrosu

Antiphellos'da bulunan önemli eserlerden bir tanesi de Kaş Antik Tiyatrosu' dur (M.Ö.1.yy). 4 bin kişilik seyirci kapasitesine sahip olan yapı M.S.2. yüzyılda onarım görmüştür. 26 basamaktan oluşan tiyatronun sahnesi yoktur ve yapının en önemli özelliği Anadolu'daki denize cepheli tek tiyatro oluşudur. Tiyatronun kuzey-doğusunda Akdam olarak adlandırılan dor tipinde M.Ö. IV. yüzyıla ait ev tipi bir mezar vardır.Yapı, doğal kaya kesilerek yapılmıştır. 3.5 metre yüksekliğindedir ve içerisinde el ele tutuşarak dans eden 24 kız figürü bulunmaktadır. 

Aziz Nikolaos Anıt Müzesi ve Myra Antik Kenti

Aziz Nikolaos Anıt Müzesi

Aziz Nikolaos'ın Son Mekanı
Patara’da doğup Psikoposluk yaptığı Myra’da hayata gözlerini yuman Aziz Nikolaos, nam-ı diğer “Noel Baba” adına yaptırılmış mezar kilisesinde ziyaretçilerini bekliyor.

Noel Baba’nın sonsuz uykusuna bu mekanda daldığına inanılıyor.

Likya Birliği Meclis Binasına ev sahipliği yapan dönemin önemli liman şehirlerinden Patara’da, M.S. 300 yılında zengin bir buğday tüccarının oğlu olarak dünyaya geldi Aziz Nikolaos. Çocuk ve denizcilerin koruyucu azizi kabul edilen Aziz Nikolaos, Demre sınırlarındaki Myra’nın Piskoposu oldu ve 365 yılının 6 Aralık’ında, 65 yaşındayken öldüğüne inanıldı. Bölgeye Osmanlı Devleti’nin hakim olmasının ardından, Haçlı Seferleri sırasında İtalya’nın Bari Şehrinden gelen tüccarlarca çalınan kemikleri Bari adına yaptırılan bazilikaya gömüldü.

Kilisenin Duvarlarına Mucizeler Resmedilmiş

“Mucizelerin Azizi” olarak bilinen Aziz Nikolaos adına Myralılar tarafından yaptırılan ve çeşitli dönemlerde tadilat gören kilise duvarlarında Aziz Nikolaos’ın gerçekleştirdiğine inanılan mucizeler resmedilmiş.

Kilisenin içindeki,balık pulları ve akanthus yapraklarıyla süslü Roma Dönemi’ne ait lahdinse sonsuz uykusuna yatan Noel Baba’ya ait olduğu düşünülüyor. Ayrıca Antalya Müzesi’nde de Aziz Nikolaos’a ait olduğu düşünülen kemikler sergileniyor.

Mutlaka Yapın

Myra’nın liman kenti Andiriake ören yerini mesken edinen Likya Uygarlıkları Müzesi’ni ziyaret edip, buradaki murex işliklerinde yer alan deniz kabuklarından halılar üstünde tarihi bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Myra Örenyeri

Kybele'nin Artemis Olduğu Yer
Bir dönem Likya Uygarlığı’nın başkenti olmuş Myra’nın kabartmalı mezarlarıyla başlayan hikayesi, Andriake Limanı’yla denize kavuşuyor. Burası aynı zamanda Tanrıça Kybele’nin Artemis olduğu yer olarak da biliniyor.

Kaş-Finike arasındaki Myra, Aziz Nikolas'ın piskoposluğu sayesinde ününü Ortaçağ boyunca sürdürdü. Likya Konfederasyonu’nun üç oy hakkına sahip altı önemli şehri arasındaki Myra, ismini kurulduğu Myros Nehri’nden (Demre Çayı) aldı. Şehrin su ihtiyacı, Demre’nin kenarında kayalara oyulmuş kanal sistemiyle sağlandı.

Şehre hayat veren Demre Çayı, pek çok antik kentte olduğu gibi, zamanla getirdiği alüvyonlarla kentin sonunu hazırladı.

Myra M.S. 7. yüzyıldan M.S. 9. yüzyıla kadar süren Arap akınları sonunda 809’da zapt edilerek önemini yitirdi. En parlak zamanınıysa M.S. 408-450 arasında 2. Theodosius zamanında yaşadı. Bu dönemde Likya’nın “metropolis”i yani başkenti oldu ve Çayağzı bölgesindeki Andriake liman kentiyle denize uzanarak ticaretle öne çıktı.

Nekropoldeki Mezarlar Görülmeye Değer 

Likya Konfederasyonu’na ait sikkeler arasında Myra adına basılanlar da bulundu. “Yüce Ana Tanrıça’nın yeri” anlamına da gelen Myra’nın sakinleri ana tanrıça Artemis’e inanıyordu. Sikkelerde Artemis, Anadolu’nun en eski tanrıçası Kybele formunda temsil ediliyor.

Yukarıda kaya mezarları üstüne kurulan şehrin antik tiyatrosu, aşağıya doğru genişliyor. İki yanındaki ve nehir nekropolündeki mezarlar üstündeki kabartmaları görülmeye değer. Roma dönemine ait bu görkemli tiyatro, günümüze sağlam ulaşan az sayıdaki antik tiyatrolardan biri olma özelliğini taşır.

Mutlaka Yapın 

Çayağzı Limanı ile Andriake Antik Kenti arasında kalan Kuş Cenneti, hem menderes manzarası hem de 149 farklı kuş türüyle, uğranılması gereken bir adres. Kuş cennetini oluşturan menderesin denizle buluştuğu noktadaki kükürtlü sular, kuşlar için beslenme alanı oluşturmasının yanında, şifa verme özelliğine de sahip.

 

Aspendos Antik Kenti

Aspendos Su Kemerleri: 

Aspendos’a Köprüçay üzerinden kuzeydeki dağlardan su getiren 1km uzunluğundaki ve 15 metre yüksekliğindeki Roma su kemerleri MS 2. yüzyıla tarihleniyor. Aspendos’ta bulunan bir yazıt, Tiberius Claudius Italicus tarafından yaptırıldığını gösteriyor.

Aspendos Tiyatrosu: 

Anadolu’da Romalılar tarafından yapılmış türünün en büyüklerinden ve bugün Roma tiyatro mimarisinin en iyi korunmuş örneklerinden biri. MS 160-180 yılları arasında Marcus Aurelius’un hükümdarlığı sırasında inşa edilir. Batı girişi duvarındaki yazıt, mimarın Theodorus oğlu Zenon olduğunu ve A.Curtius Crispinus Arruntianus ve A.Curtius Crispinus adlı iki zengin kardeşin armağanı olduğu yazılı. Yaklaşık 100 metre genişliğinde ve 22 metre yüksekliğinde bir cepheye sahip.13. yüzyılda tiyatronun Selçuklu sarayı olarak kullanılması onu eşsiz bir durum haline getiriyor. Sıra dışı kullanımına göre şaşırtıcı korunma seviyesi sayesinde, tiyatro farklı tarihi katmanlara ışık tutuyor. Pencere çerçevelerinde (örneğin hayvan figürlü taşlar) tespit edilebilen devşirme malzeme Akhamenid izlerini ortaya çıkarabilirken, çinilerin kullanımı (bazıları Antalya Müzesi’nde sergilenmekte) ve sahne binasında Selçuklu tasarımlarının varlığı, anıta daha da tarihi bir derinlik kazandırmakta.

 

Çığlıkara Ormanı

Çığlıkara Ormanı, nadide ağaçların optimum yayılış alanıdır. İki bin yaşını devirmiş sedir ağaçları, Batı Torosların en yüksek bu noktasında korunuyor. Etrafında hiç yerleşim yeri olmayan bu ormana özel izin alıp girebilirsiniz. Kızlar Sivrisi’nin karşıdan görüldüğü bu yerdeki  çukurlarda bulunan Dokuz Göller bölgesi, her mevsim yeşil. 

Seleukeia Antik Kenti

Manavgat'ta yer alan Seleukeia Antik Kenti, şehir merkezine 12 km mesafede bulunuyor. Farklı bir atmosferi olan Seleukeia Antik Kenti, hamam, iki katlı bir agora ve bir şapel kalıntısına ev sahipliği yapıyor. Değişik mimarisiyle dikkat çeken Seleukeia Antik Kenti, manzarasıyla da ziyaretçilerini büyülemeyi başarıyor.

28.6B OKUNMA
Paylaş
Antalya’da olan biten tüm etkinliklerden ilk önce sen haberdar ol!

Antalya’da olan biten tüm etkinliklerden ilk önce sen haberdar ol!