Kaleiçi Kültür ve Turizm Haritası

Şehrini Tanı10 Ağustos 2020
3.4B OKUNMA
Paylaş

Antik çağlardan itibaren tarihe tanıklık eden Antalya'nın göz bebeği Kaleiçi, Rum, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan evleri, dar sokakları ile gezginleri geçmişe yolculuğa çıkarıyor. Antalya'nın en çok ilgi çeken yerlerinden bir olan Kaleiçi'nin gezi haritası. 

Roma Bizans Turu: 5, 8, 9, 10, 15, 20, 26, 28, 31, 32, 37

Selçuklu Osmanlı Turu: 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 21, 22, 23, 24, 29, 32, 33

1- Ulusal Yükseliş (Atatürk) Anıtı

Heykeltıraş Hüseyin Gezer tarafından yapılan ve 19 Mayıs 1965 günü Cumhuriyet Meydanı’nda törenle açılan bu heykeller kompozisyonu, kurtuluşu ve çağdaş cumhuriyeti temsil etmektedir. Altı metre yüksekliğindeki anıtın kaidesi, figürlerle birlikte bir anlatım bütünlüğü oluşturacak biçimde inşa edilmiştir. Anıtın yapımı için 1956 yılında Atatürk Anıtı Yaptırma Derneği kurulmuş, derneğin girişimleriyle 1959 yılında ödüllü bir yarışma düzenlenmiştir.

2- Mevlevihane

1225 yılında inşa edilmiştir. Doğu-batı istikametinde dikdörtgen planlı bir yapıdır. Bina iki katlı olup giriş kapısı güney cephesindedir. Kubbeli ana mekânın kuzey tarafında üç, batısında da iki küçük oda bulunmaktadır. Kubbeli mekânın kuzeybatısında bulunan bir merdivenle üst kata çıkılmaktadır. Üst katın kuzey ve batı kanatlarında ikişer oda vardır. Geçmişte Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin görüşlerini benimseyen Mevlevilerin zikir ve devran ayinlerini gerçekleştirmek için kullanılmıştır.

3- Zincirkıran Mehmet Bey Türbesi

1377 yılında Mubariziddin Mehmet Bey’in oğlu Ali için inşa edilmiştir. Türbe kapısının üst kısmında taştan oyulmuş kulp görünümünde bir parça bulunmaktadır. Bunun, türbenin sahibi Mübariziddin Mehmet Bey’in, Antalya’da Lusignanlar’ın (1361-1373) hâkimiyetine son verişi sırasında gösterdiği başarı nedeniyle kendisine yakıştırılan “Zincirkıran” lakabının sembolik bir ifadesi olduğu düşünülmektedir.

4- Nigar Hatun Türbesi

Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in eşi ve Şehzade Korkud’un annesi Nigar Hatun adına inşa edilmiştir. Yivli Minare Külliyesi içinde bulunmaktadır. Kırma taş ve devşirme malzemeden örülen yapı altıgen gövdeli olup, içten kubbe ve dıştan alaturka kiremitli piramidal bir çatı ile örtülüdür. Türbenin içerisinde, üzeri açık mermer bir lahit bulunmaktadır. Lahdin baş ve ayak taraflarındaki üçer satırlık kitabesi vardır.

5- Yivli Minare ve 5 Ulu (Yivli Minare) Cami

Stilistik sebeplerden dolayı I. Alaaddin Keykubat’a atfedilen Yivli Minare’nin ana yapım malzemesi tuğla ve Horasan harcıdır. Şerefesine doksan basamakla çıkılan minare otuz sekiz metre yüksekliktedir ve mavi renkli çinilerle süslenmiştir. Bazı araştırmacılar caminin bulunduğu alanda daha önceden bir kilisenin var olduğunu ve Selçuklu Dönemi’nde camiye çevrildiğini dile getirmektedir. Lusignan hâkimiyeti sırasında tahrip edilen cami, 1373’te, Hamidoğulları’ndan Muhammed Bey tarafından mimar Balaban el-Tavaşi’ye yeniden inşa ettirilmiştir.

6- İmaret Medresesi

13. yüzyıl ortalarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Asıl adı ve banisi bilinmemektedir. Yivli Minare Külliyesi içinde yer alan İmaret Medresesi iç avlulu ve dört eyvanlıdır, dikdörtgen bir alana oturur. Beden duvarları kesme taş-moloz taşla inşa edilmiş, ancak üst örtüsünün tamamına yakını yıkılmıştır. Anıtsal taç kapısı, mukarnaslı ve yarım kubbelidir. Kitabesi dikdörtgen bir niş içinde bulunmaktadır, ancak çok yıprandığından okunamamaktadır.

7- Atabey Armağan Medresesi

Selçuklu Dönemi’nde, 1239 yılında, Atabey Armağan tarafından inşa ettirilmiştir. Günümüze sadece giriş kapısı ve bu kapının iki yanındaki beden duvarlarından kalıntılar ulaşmıştır. Giriş kapısı basık kemerlidir. Kapı yanlarındaki bordürler üzerinde alçak kabartma tekniğinde zikzak ve yarım yıldızlardan oluşan geometrik işlemeler bulunmaktadır. Kapının üst tarafındaki niş içerisinde kitabesi vardır.

8- Attalos Heykeli

2004 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Heykeltıraş Meretguly Öwezov’a yaptırılmıştır. Heykel M.Ö. 158 yılında Attaleia kentini kurduran Bergama Kralı II. Attalos için Berlin Pergamon Museum’da bulunan bir Attalos heykeli gövdesi ile ayrı bir Attalos başından örnek alınarak tasarlanmıştır. Heykel kare planlı bir kaide üzerinde durmaktadır ve 2.60 metre yüksekliğindedir.

9- Kale Kapısı

Kaleiçi’nin karaya açılan ana kapısıdır. Geçmişte doğu, batı ve kuzey yönlerinden kente gelen yollar bu kapıda son bulurdu. İlk olarak, 1207 ve 1216 yıllarındaki kuşatmalar dolayısıyla İbn Bibi tarafından anılan kapı birçok defa onarım görmüştür. Pazar Kapısı, Çarşı Kapısı, Asitane Kapısı olarak da adlandırılan kapıyı Evliya Çelebi, Varoş Kapısı diye anar. Kale Kapısı, I. Dünya Savaşı yıllarına gelindiğinde yıkılmıştır.

10- Saat Kulesi

İzmir’in işgali üzerine Antalya’ya göç eden İzmirlilerin girişimiyle Antalya Belediyesi tarafından 1921 yılında yaptırılan Saat Kulesi, Kale Kapısı burcunun üzerine oturmaktadır. 1942 yılına kadar Saat Kulesi’nin üzerinin bir kubbe ile örtülü olduğu bilinmektedir. Bugün kulenin en üstünde dört cepheli, beşerli diş sırası yer almaktadır. 1930’da ve 1967’de onarım gören kulenin dört cephesinde birer yuvarlak saat bulunmaktadır. Saat kadranları ve saatleri daha sonra elektronik saat takılarak yenilenmiştir.

11- Tekeli Mehmet Paşa Cami

1606-1617 yılları arasında Tekeli Mehmet Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Birçok defa onarım görmüştür. Kareye yakın plan üzerindeki alt bölümü moloz taştan, üst bölümü ise kesme taştan inşa edilmiştir. Merkezi büyük kubbe, doğu ve batı cephelerinde ikişer yarım kubbeyle desteklenmiştir. Caminin kuzey tarafı üç küçük kubbe ile örtülü olup doğu, batı ve kuzey cephelerinde birer giriş kapısı vardır. Mihrabı mukarnaslıdır ve etrafı silme çerçevelidir. Minberi mermerden, minaresi ise kesme taştan inşa edilmiştir.

12- Karatay Medresesi

1250 yılında saltanat naibi Celaleddin Karatay tarafından inşa ettirilmiştir. 2006 yılında restore edilen medresesinin ayakta kalan en önemli parçası anıtsal taç kapısıdır. Taç kapının en dışında geometrik ve geçmeli yarım yıldız frizi, orta kısmında ise altı köşeli yıldız ve yaprak rozetleri olan geometrik ve geçmeli yıldız frizi bulunmaktadır. Kapı kemerinin üzengisinin sağında kabartma bir rozet vardır. Kapı üzerindeki sivri kemerli niş içinde medresenin kitabesi bulunmaktadır.

13- Ahi Kızı Mescidi

14. yüzyılda inşa edilmiştir. Mescidin Selçuklu iç kalesini güney istikametinde sınırlandıran ve inşaatı Selçuklular Dönemi’ne tarihlenen asli fonksiyonunu kaybetmiş bir kule olduğu iddia edilmiştir. Kapı ve pencere kenarları kesme taş, duvarları moloz taştan inşa edilmiş, tek kubbeli kübik bir mescittir. Yapıya kuzeyden sivri kemerli bir kapı ile girilmektedir. Mescidin kuzey kenarında kadınlar mahfili bulunmaktadır. Mihrap nişi kıble duvarı içinde olup yuvarlak kemerlidir. Mescidin kuzeybatı çaprazında da Ahi Kızı’nın türbesi yer almaktadır.

14- Uzun Çarşı (Fetih) Kitabesi

Antalya 1207 yılında Selçukluların eline geçmiş, fakat yerli halkın 1212 yılında ayaklanmasıyla Selçuklu egemenliğinden çıkmıştı. Fetih Kitabesi, Antalya’nın 2016 yılında I. İzzettin Keykavus tarafından tekrar ele geçirilmesi üzerine yazılmıştır. Sütunların yuvarlak alt yüzeylerine yazılan Arapça kitabeler, Merdivenli Kapı’dan başlayarak Uzun Çarşı Sokak boyunca devam eden ve Kale Kapısı’na ulaşan iç surlara yerleştirilmiştir. Fetihname kırk iki parçadan oluşmaktadır ve bunların yirmi altı tanesi yerindedir.

15- Kırk Merdivenler

Venedikliler tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Yat Limanı’nın doğusundaki kent surunun içinden limana inen bu merdivenin Osmanlı Dönemi’nde var olduğu bilinen kapısı daha sonra yıkılmıştır. Osmanlı Dönemi’nde merdiven ve kapısı, Kaleiçi ile limanın bu bölümü arasındaki bağlantıyı sağlıyordu. Bu nedenle limanın bu bölümü Merdivenli İskele adıyla anılıyordu. Merdiven ile Kale Kapısı arasındaki iç sur duvarı ise yönetim merkezi ve eski Müslüman mahallelerini, şehrin geri kalan nüfusundan ayırıyordu.

16-  İskele Mescidi

1903 yılında Teke Mutasarrıfı Bedirhan Paşazade Hüseyin Kenan Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Mescit, altı destek direği ve bunları birbirine bağlayan basık kemerler üzerine kesme taştan inşa edilmiş olup, altıgen bir plana sahiptir ve kiremit kaplı piramidal bir çatı ile örtülüdür. Mescidin bir minberi bulunmamaktadır, ahşap ve silindirik gövdeli minaresi kuzeybatı cephededir ve külahını, şerefe korkulukları taşımaktadır. Zemin katın altından geçen ve doğal bir kaynaktan gelen suyun, geçmişte, şadırvanda kullanıldığı tahmin edilmektedir.

17-  Yat Limanı

Helenistik Dönem’de inşa edilmiş, yarım daire biçiminde doğal bir limandır. Liman girişi 110 metre genişliğindedir. Mevcut dalgakıranlar muhtemelen Helenistik Dönemde inşa edilmiş olan duvar kalıntıları üzerine yapılmıştır. Geçmişte liman girişinin her iki tarafında birer kule bulunmaktaydı, bunlardan birinin deniz feneri olarak kullanılmış olabileceği düşünülmektedir. Liman kuleleri arasında da bir zincir bulunuyordu. Papalık donanması, 1472 yılında, papalık armasını dalgakıran kuleleri üzerine dikmiş ve dönüşte liman zincirini, Roma’da Papa’ya vermek için zafer ganimeti olarak yanına almıştır.

17- Antalya Deniz Biyolojisi Müzesi

Türkiye denizlerinde yaşayan yaklaşık 500 tür deniz canlısının sergilendiği Deniz Biyolojisi Müzesi, Antalya Yat Limanı’nda bulunmaktadır. Müze, Türkiye’nin denizel biyolojik zenginliklerini eğlenceli ve akılda kalıcı bir yöntemle ziyaretçilerine sunmaktadır. Deniz canlılarının ve özellikle nesli koruma altındaki türlerin yakından tanınmasını sağlayan müze ile deniz kültürünün benimsenmesi ve doğal mirasa sahip çıkılması amaçlanmaktadır.

19- Antalya Oyuncak Müzesi

Antalya Oyuncak Müzesi 23 Nisan 2011’de Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yazar Sunay Akın danışmanlığında açılmıştır. Müze, Kaleiçi Yat Limanı’nda yaklaşık 650 m2’lik bir alanda yer almaktadır. Antalya Oyuncak Müzesi’nde Almanya, ABD, Rusya, Japonya, Türkiye gibi birçok ülkeden yaklaşık üç bin oyuncak yer almaktadır. 1870-1980 yılları arasında üretilen bu oyuncaklar on ayrı bölümde sergilenmektedir. Müzenin atölyeleri için iki katlı bir binası ve 500 kişilik tiyatrosu vardır.

20- Kent Surları

Kent surları M. Ö. 2. yüzyıldan günümüze uzanan iki bin yılı aşkın bir yapı tarihine sahiptir. Bizans Dönemi’nde, Arap akınları nedeniyle onarılmış ve surların dışına perde sur ve hendekler inşa edilmiştir. Kent 1207 yılında Selçuklu egemenliğine girince, surlara, bir dizi iç sur eklenmiştir. Surların üzerinde sık aralıklarla altmıştan fazla kule bulunduğu bilinmektedir. 19. yüzyıl ortalarına kadar onarım ve imar süreci devam eden surların önemli bir bölümü 1920’li yıllara gelmeden yıkılmıştır. Surların nihai yıkımı ise 1930’ların ortalarında gerçekleştirilmiştir. Dış, iç ve perde surlardan geriye günümüze çok az yapı kalmıştır.

21- Ahi Yusuf Cami

1249-50 yıllarında Ahi Yusuf tarafından inşa ettirilmiştir. Cami ve türbenin yapımında moloz taş kullanılmıştır. İki katlı olarak inşa edilmiş olan türbe, camiye bir duvarla birleştirilmiştir. Türbenin alt katı mezar odası, üst katı ise zaviyedir. Mezar odasındaki sanduka Ahi Yusuf’a aittir. Cami ile türbe arasındaki boşlukta üç mezar bulunmaktadır. Bu mezarlardan ikisi kitabelidir. Birinci mezarın kitabesi, mezarın 1835’te ölen Alaiyeli Yusuf Kaptan’a, ikinci mezarın kitabesi ise mezarın 1859’da ölen Ali Muhlis Efendi’nin hanımı Nefise Hatun’a ait olduğunu anlatmaktadır.

22- Etnografya Müzesi

Etnografya Müzesi, 19. yüzyılda inşa edilmiş iki komşu konakta hizmet vermektedir. İlk konakta Türk-İslam Dönemi eserleri, diğer konakta Antalya’nın Osmanlı Dönemi ev yaşamını yansıtan oda düzenlemeleri ile aynı dönemde kullanılan eşyalar ve mimari parçalar teşhir edilmektedir. Müzenin bahçesinde ise 13. yüzyıla ait Selçuklu Burç Kitabesi ile fetih kitabeleri özgün eserler olarak sergilenmektedir. Diğer bahçe eserlerini, birçoğu 19. yüzyıla tarihlenen Osmanlı Dönemi mezar taşları ile top ve gülleler oluşturmaktadır.

23- Ömer Efendi Konağı

19. yüzyılın sonlarında inşa edilen yapı, Kaleiçi’nin en görkemli konakları arasında yer alır. Konakta, Antalya’da iki dönem belediye reisliği yapmış, Mısır kökenli kereste tüccarı Ömer Lütfi Efendi Lülü ikamet etmiştir. Konağın zemin katında dört oda ve taşlık bölümü bulunmaktadır. Taşlığın güney tarafında üst kotlara ulaşımı sağlayan taş merdiven vardır. Ek kat bölümünde üç mekân, ara katta bir oda bulunmaktadır. Birinci katta, toplam on üç mekân vardır. Ahşap merdiven ile ulaşılan sofa kısmı özgün plan şemasına göre, dört eyvanlıdır. Sofanın güney eyvanından ek binaya geçiş yapılmaktadır.

24- Balık Pazarı Hamamı

13. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen yapı, Balık Pazarı Kapısı olarak bilinen ve Kaleiçi’nin iç surlar tarafından ayrılmış iki bölümünü birbirine bağlayan mevkide bulunuyordu. Yapının erkekler bölümü iki büyük, dört küçük fil gözü kubbeyle örtülüdür. İç mekân soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmaktadır. 2000’li yıllara duvarlarının bir kısmı yıkılmış ve birkaç kubbesi çökmüş olarak gelen hamam, yakın zaman önce onarım görmüştür ve günümüzde de hamam olarak kullanılan yapıya bu esnada düz dam örtülü, betonarme bir kadınlar bölümü eklenmiştir.

25- Nazır Hamamı

14. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği düşünülen yapı doğu sur duvarına bitişiktir ve güneybatı-kuzeydoğu istikametinde dikdörtgen planlıdır. Hamamın kuzeybatı cephesindeki giriş bölümüne, sonraki yıllarda, dikdörtgen planlı bir yapı eklenmiştir. Giriş kapısından dikdörtgen planlı ve düz damlı soyunmalığı girilir. Ilıklık bölümüne dikdörtgen biçimli ve dilimli kemerle çevrelenmiş bir kapıdan geçilerek ulaşılır. Üzeri merkezi kubbeyle örtülü olan sıcaklık bölümünün ortasında bir göbektaşı vardır ve etrafında ikisi beşik tonozlu, biri kubbeli üç eyvan ve iki halvet hücresi bulunmaktadır.

26- Üç Kapılar (Hadrianus Kapısı)

Kentin simgesel yapılarından olan ve üç kemerli girişinden dolayı Üç Kapılar olarak anılan yapı Roma’nın barış sürecinde inşa edilmiştir. Perge, Aspendos, Side gibi kentlerin yoluna açılan kapı Attaleia’nın en önemli giriş çıkışı konumundaydı. Geniş bir alana inşa edilen yapı savunma sistemiyle ilgisiz, tamamen görsel amaçlıydı. Hadrianus, imparatorluğu süresinde Roma’ya uzakta bulunan birçok kenti ziyareti etti ve kentler de imparatorun gelişi onuruna anıtsal yapılar dikti. Anıtsal kapı İmparatorun Attaleia’yı M.S. 130 yılında ziyareti onuruna inşa edilmişti. Kapı Bizans Dönemi’ndeki savaşlar nedeniyle savunma amaçlı olarak kapatılmış, ön ve arka bölümüne bir duvar inşa edilmesiyle tamamen gözden kaybolmuştu.

27- Kara Molla (Makbule) Mescidi

13. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Mescit kare planlı olup, moloz ve kesme taştan inşa edilmiştir. Üst örtüsü alaturka kiremit kaplı tek kubbe ile örtülüdür. Kuzey cephesindeki giriş kapısı taş söveli ve basık kemerlidir. İbadet mekânını örten kubbeye Türk üçgenleri ile geçiş sağlanmıştır. Güney cephedeki mihrap yuvarlak kemerli olup mermerdir. Mihrabın iki yanında, mescidin kuzey ve batı cephesindeki pencerelerle aynı boyda olan birer dikdörtgen niş ve bunların üstünde de sivri kemerli nişler yer almaktadır. Aynı nişler mescidin doğu cephesinde de mevcuttur. Mescidin son cemaat yeri, kadınlar mahfili ve minaresi yoktur.

28- Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü ve Aya Yorgi Kilisesi

- Kaleiçi Müzesi 1993-1995 yılları arasında inşa edilmiştir. Müzenin üst katındaki sergi salonlarında, 19. yüzyıl Osmanlı yaşamından kesitler sergilenmektedir. Suna ve İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü (AKMED) olarak hizmet veren yapı grubu ise Kaleiçi Müzesi’nin hemen karşısındadır ve 1993-1995 yılları arasında yeniden yapılmış eski bir Antalya evidir. Binanın alt katında kütüphane, ofis ve kafeterya, üst katında ise süreli yayınlar ve nadir kitaplar bölümü bulunmaktadır. Enstitü; konserler, konferanslar, paneller, seminerler, toplu film gösterimleri gibi kültürel etkinlikler düzenlemektedir.

- 1922 yılına kadar ibadete açık olan Aya Yorgi (Hagios Georgios) Kilisesi, dikdörtgenplanlıvetekhacimlidir.İçkısmıvetavanımavirenktebezemelerle süslüdür. Kadınlar galerisine çıkılan orijinal merdiven kayıp olduğu için, bu merdivenin yerine, modern tasarımda bir merdiven yapılmıştır. Giriş kapısında, Aya Yorgi’nin at üstünde ejderha ile dövüşme sahnesi ve iki melek betimlenmiştir. Kapı üzerindeki Karamanlıca kitabede: “Bu Hagios Georgios Kilisesi eskiden beri var idi, harap olacağından Antalya’da bulunan Hıristiyanların ianesiyle yapılmıştır. Büyük Şehit Hagios Georgios sene 1863” yazmaktadır.

29- Paşalar Konağı

19. yüzyılda inşa edilmiştir. İki katlı, bahçeli, dış sofalı geleneksel bir Antalya evi olup, kapıdan içeriye girildiğinde bir taşlığa varılmaktadır. Bahçede bir su kuyusu ve el yıkama yeri vardır. Binanın üst katına çıkan merdivenin sahanlıklarından ara katlara geçilir. Merdiven bir kıvrım yaptıktan sonra hayata (sofaya) çıkar. Hayatın ön cephesi bütünüyle pencerelidir ve bahçeye bakmaktadır. Buradaki ilk mekân evin baş odasıdır. Kapı doğrudan odaya açılmaz; seki altı denilen, asıl odadan bir basamak alçak olan bölüme açılır. Başodadan bir kapı ile yatak odasına geçilmektedir. Yatak odasının yanında başka bir oda yer almaktadır. Merdivenin tam üstünde evin mutfağı bulunmaktadır.

30- Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Binası

Antalya’da sivil mimarinin önemli örneklerinden birisidir. 1886 yılında ev olarak inşa ettirilen yapı bir dönem İtalyan Konsolosluğu, bir dönem de Jandarma binası olarak kullanılmıştır. 1955 yılında yangın geçiren ve büyük ölçüde tahrip olan yapı, Kültür Bakanlığı tarafından 1991-1993 yıllarında, yangından sonra ayakta kalan mevcut yapı korunarak şimdiki kullanım amaçlarına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Yarım daire şeklinde mermer kemeri üzerinde “1886” yazmaktadır. Kapının sol tarafında yer alan iki dükkânın kapıları üzerinde ise “1887” yazmaktadır.

31- Hesapçı Sokak

Antik Dönem’de Attaleia kentinin ana caddesi olarak işlev gören bu sokak, Hadrian Kapısı’ndan Hıdırlık Kulesi’ne kadar uzanmaktadır. Platae olarak adlandırılan bu ana cadde üzerinde, kentin yönetimine ilişkin yapılar ve dükkânlar yer alırdı. Bu sokağa ait Roma yolu kalıntıları, sokağın sağında yer alan bir konutun yıkılması sonrasında yapılan çalışmalarda ortaya çıkmıştır.

32- Kesik Minare (Korkut Cami)

Kesik Minare, Helenistik Dönem’den Osmanlı Dönemi’ne kadar çeşitli yapısal değişiklikler geçirerek sürekli olarak kullanılmıştır. Helenistik ve Roma Dönemi’nde kent agorası olarak kullanılan yapının içinde, Erken Bizans çağında Panhagia (kutsallar kutsalı) Kilisesi inşa edilmiştir ve Orta Bizans Dönemi’nden itibaren Pamphylia’nın en kutsal mekânı olmuştur. Panhagia Kilisesi, Sultan II. Beyazid’in oğlu Şehzade Korkut zamanında camiye çevrilmiştir. Yapı 1895’te çıkan yangınla tahrip olmuş, bu tahribat sebebiyle Kesik Minare olarak isimlendirilmiştir. 

Günümüzde ibadete kapalı olan camiinin restorasyon çalışmaları devam etmektedir. 

33- Alaaddin Cami

1834’te inşa edildiği tahmin edilen ve Panhagia Kilisesi olarak adlandırılan yapı, 1922 yılına kadar Rum kilisesi olarak kullanılmıştır. Mübadeleden sonra, 1922-1934 yılları arasında, Arkeoloji Müzesi olarak işlev görmüş ve sonraki yıllarda camiye çevrilmiştir. Minaresi ise 1958 yılında yapılmıştır. Doğu-batı istikametinde dikdörtgen planlı, üst örtüsü alaturka kiremit örtülü ve beşik çatılıdır. Kuzey duvarı kesme taş, diğer duvarları ahşap hatıllı moloz taştan yapılmadır. Kuzey ve güneyden karşılıklı olarak iki girişi vardır. Caminin iç kısmı, beşerli iki sıra ince sütunla üç bölüme ayrılmıştır.

34- Dumlupınar İlköğretim Okulu

1905 yılında Rum Kız Mektebi olarak inşa edilen yapı, işgal yıllarında İtalyanlar tarafından, Kurtuluş Savaşı yıllarında da yerli halk tarafından hastane olarak kullanılmıştır. Bina içinde Dr. Burhanettin Onat tarafından kurulan ameliyathane, günümüze ulaşmamıştır. 1927-28 yıllarında Ticaret Okulu, 1929 yılında Medar-ı Vatan İlkokulu olarak öğretime açılan yapı daha sonra, Kurtuluş Savaşı’nın anısına, Dumlupınar İlkokulu adını almıştır. İki katlı olarak inşa edilen bina, 1975 yılında yapılan onarım çalışmaları sırasında eklenen asma katlarla, içten dört katlı bir yapıya dönüştürülmüştür.

35- Yenikapı Rum Kilisesi

Bir 19. yüzyıl yapısı olan ve Hagios Alypios Kilisesi olarak da bilinen Yenikapı Rum Kilisesi, dikdörtgen planlı, tek katlı, tek nefli bir yapıdır. Üst örtüsü alaturka kiremitle kaplı beşik çatılıdır. Kuzey ve güney cephesinde demir parmaklıklı üçer penceresi bulunmaktadır. Duvar örgü sistemi ahşap hatıllı moloz taştır. Batı yönündeki giriş kapısı kemerlidir. Pencereler yuvarlak kemerlidir ve pencerelerin aralarında tavana kadar yükselen yarım sütunlar ve sütunların arasında alçı madalyonlar bulunmaktadır. Bu yapı Küçük Rum Kilisesi olarak da anılmaktadır.

36- Yenikapı (Gâvur) Hamamı

19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir. Hamamın soyunma, ılıklık ve sıcaklık bölümleri bulunmaktadır. Güneybatı yönündeki giriş kapısından kare planlı soyunma bölümüne girilmektedir. Soyunma yerinin üzeri üçgen alınlıklı beşik çatıyla örtülüdür. Bu çatının ortasında, her yüzünde birer pencere olan sekizgen planlı bir aydınlatma feneri bulunmaktadır. Ilıklık kısmının üst örtüsü filgözlü yelken tonozdur. Ilıklıktan, kare planlı ve kubbeli iki odaya geçilmektedir. Sıcaklık, filgözlü büyük bir kubbe ile örtülüdür. Sıcaklık bölümü hücre ve bölmeler sökülerek geniş bir salon haline getirilmiştir.

37- Hıdırlık Kulesi

İki katlı yapı kare podyum ve üzerine oturan yuvarlak tamburdan oluşur. Doğu cephesindeki ana giriş kapısından uzun bir koridorla haç planlı bir alana ulaşılır. Haç planlı bu alanın etrafında nişler bulunur. Yapının M.S. 1. ya da 2. yüzyılda inşa edilmiş anıtsal mezar olduğu düşünülmektedir. Ana kapının iki tarafında bulunan on iki adet faskes (balta motifi) motifinden dolayı, yapının, Roma İmparatorluk Dönemi’nde senatörlüğe kadar uzanan Calpurniuslar ailesinin M.S. 1. yüzyılda Attaleia’da konsüllük görevinde bulunan ferdi Marcus Calpurnius Rufus ve ailesi adına inşa edildiği kabul edilir. Bizans Dönemi’nde kentin savunma sistemine dâhil edilerek surlarla birleştirilmiş ve kule olarak kullanılmıştır.

38- Karaalioğlu Parkı

Kaleiçi Kültür ve Turizm Haritası, Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlandı. Antalya’nın ilk kurulduğu bölge olan Kaleiçi’nde 2000 yılı aşkın zaman boyunca çeşitli medeniyetlerin kültürel ve mimari özelliklerini yansıtan anıtlar, kamusal ve sivil yapılar inşa edildi. Kültür ve Turizm Haritası tarihe tanıklık eden bu yapıları Kaleiçi’ni ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere, kurulduğu günden itibaren hiç kesintiye uğramadan yerleşim alanı olarak kullanılan bölgedeki kültürel çeşitliliği göstererek tanıtmayı hedeflemektedir. Haritada ayrıca Kaleiçi’nde bulunan tabiat varlıklarına da yer verdi. 1940-1945 yılları arasında Antalya Valisi Haşim İşcan tarafından mimar Necmettin Ateş’e yaptırılmış ve İnönü Parkı olarak adlandırılmıştır. Park 140 bin metrekarelik bir alana kurulmuştur. Parkın içinde, denize doğu batı yönünde, birbirine paralel üç cadde bulunmakta ve bu caddeler deniz kıyısında üç adet seyir terası ile sonlanmaktadır. 1950’lerde Atatürk Stadyumu bu alan içine yaptırılmıştır. İkinci seyir terasında 1970’lerin sonlarında Heykeltıraş Mehmet Aksoy tarafından yapılan “İşçi ve Çocuğu” heykeli, üçüncü seyir terasında Kuzgun Acar’ın “El” heykeli, ikinci ve üçüncü seyir terasları arasında Cahvar Göktaş’ın “Don Kişot” heykeli bulunmaktadır.

39- Atatürk Evi ve Müzesi

Antalyalı Rumlardan Hacı İlyas Dayıoğlu’na ait olan bina, 1919 ve 1922 yılları arasındaki işgal sırasında, İtalyan Lisesi olarak kullanılmıştır. Antalyalı Rumların, nüfus mübadelesinden sonra kenti terk etmeleri üzerine bina, Antalya İl Özel İdaresine verilmiş ve Antalyalılar tarafından 6-12 Mart 1930 tarihleri arasında kente gelen Atatürk’e hediye edilmiştir. Atatürk’ün vefatından sonra köşk, Akşam Kız Sanat Okulu ve Kız Enstitüsü olarak kullanılmış, 1952-1980 yılları arasında Teknik Ziraat Müdürlüğü’nün hizmet binası olmuş ve 1986 yılında eski yerinden içeri alınıp yeniden inşa edilerek Atatürk Evi ve Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

40- Antalya Lisesi

Yapı Antalyalı Rumlar tarafından yaptırılmıştır. Kuzeydeki bina Pandeloğlu Dimitri Ağa’ya aittir ve giriş kapısının kilit taşında, bu şahsın isminin baş harfleri ve 9 Mayıs 1891 tarihi yazılıdır. Bu binanın güneyindeki diğer bina ise Bakkal İstavri Kahyaoğlu tarafından inşa ettirilmiştir ve yapının üçgen alınlığında, yuvarlak bir rozet içinde, 1889 yılı yazılıdır. Bu iki bina 1898’de okul olarak düzenlenmiştir. Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber lise adını alan yapı, bugün Antalya Lisesi’nin idare binası olarak kullanılmaktadır.

41- Karakaş Cami

19. yüzyılın başlarına tarihlenen kayıtlarda adı geçen caminin kesin inşa tarihi bilinmemektedir. Dikdörtgen plan üzerine kurulu caminin cephe duvarları küçük kırma taşlardan örülmüştür. İbadet mekânının en göze çarpan süslemesi, siyah, lacivert ve mavi renkli altıgen kaplamalardır. İbadet mekânının üst örtüsü, sekizgen bir kasnak üzerine oturan merkezi bir kubbe ve kubbenin her iki yanında ikişer küçük kubbeden oluşmaktadır. Kubbeler alaturka kiremitlerle kaplıdır, üzerlerinde sekiz köşeli aydınlanma feneri bulunmaktadır. Kubbeler, birbirine sivri kemerlerle bağlı sekiz adet destek direği tarafından taşımaktadır ve bunlardan ikisi fil ayağı biçimlidir.

42- Pazar Hamamı

16. yüzyılda inşa edilmiştir. Çifte Hamam veya Osmanlı Hamamı olarak da bilinen yapı, erkekler ve kadınlar için iki ayrı hamam olarak düzenlenmiştir. Beden duvarları moloz taştan örülen yapının üst örtüsü tamamen kiremitle kaplanmıştır. Erkekler kısmının soyunmalığı, on iki köşeli bir kasnak üzerine oturan ve geçişi tonozlarla sağlanan büyük bir kubbe ile örtülüdür. Kadınlar hamamı, erkekler hamamına göre daha küçüktür. Soyunmalık kısmı beşik tonozla örtülü, dikdörtgen şeklinde ve çok sadedir. Bu yapıda önümüzdeki yıllarda Vakıflar Bölge Müzesi’nin kurulması planlanmaktadır.

3.4B OKUNMA
Paylaş
Antalya’da olan biten tüm etkinliklerden ilk önce sen haberdar ol!

Antalya’da olan biten tüm etkinliklerden ilk önce sen haberdar ol!